18 Şubat 2019
  • Berlin4°C
  • Frankfurt2°C
  • Paris4°C
  • Ankara6°C
  • İstanbul8°C
  • İzmir11°C
  • Stockholm2°C

FETÖ SANIĞI SAT'ÇILAR İLE "MAHREM İMAMLARI"NIN DAVASI

42'si tutuklu 52 sanığın yargılandığı davada, olay tarihinde Su Altı Savunma Grup Komutanlığı’nda görev yapan tanık Özgür Kildirli tanık olarak dinlenildi- Kildirli:- "Tutuklu sanık Binbaşı Hakan Egemen bize, '11-12 Temmuz’da Genelkurmay’dan bir general t

Fetö Sanığı Sat'çılar İle "Mahrem İmamları"nın Davası

12 Şubat 2019 Salı 21:43

İSTANBUL (AA) - Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişiminde Sualtı Taarruz (SAT) ile Kurtarma ve Sualtı komutanlıklarında görevli 38 askerle bu personelden sorumlu sözde Deniz Kuvvetleri yapılanmasının "mahrem imamı" konumundaki 14 sivilin de aralarında bulunduğu 42'si tutuklu 52 sanığın yargılanmasına tanıkların dinlenilmesiyle devam edildi.

İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi karşısındaki binada yapılan duruşmada, olay tarihinde Su Altı Savunma Grup Komutanlığı’nda görev yapan tanık Özgür Kildirli’ye Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) yöntemiyle bağlanıldı.

Tanık Kildirli, 14 Temmuz 2016 tarihinde, tayin sebebiyle ayrılan personel için birlikte tören yaptıklarını ve 16 Temmuz 2016’da yıllık izne ayrılacağını personeline bildirdiğini anlattı. Kildirli, 15 Temmuz’da normal mesaisine gittiğini ve saat 15.30’da birlikten ayrıldığını belirterek, "Oğlumun lise tercihlerini yapmak için Çekmeköy’e gittim. Yaptıktan sonra eşimle Kurtarma ve Su Altı Komutanlığı nizamiyesine gittim. İmzalamam gereken evraklar vardı, onları imzalayıp eve döndüm. Yıllık izin için hazırlık yapıyor, bavulları hazırlıyorduk. Akşam saatlerinde bir arkadaşım arayarak televizyonda askerin köprüyü kapattığı şeklinde haberler olduğunu söyledi. Televizyonu açıp izlemeye başladım. İlk etapta bir terör olayı olabileceğini düşündüm. Saat 23.15’te Kuzey Deniz Saha Komutanlığı Harekat Merkezi’nden, ‘Derhal birliklerimize dönün ya da katılın’ gibi bir mesaj aldım. Komutanlığa gittim, Olcay Süzenler ile birliğe giriş yaptım." ifadelerini kullandı.

Birliğe girdikten sonra subay salonuna çıktığını kaydeden Kildirli, şunları anlattı:

"Deniz Binbaşı Murat Uyanık oradaydı. SABKOR kırmızı alarm verildiğini söyledi. Sonra bana sözde sıkıyönetim mesajını bir sümen içinde sundu. O sırada Kuzey Deniz Saha Komutanı Koramiral Şükrü Korlu’nun emir subayı beni cepten aradı. Korlu’yu askeri telefondan aramamı söyledi. Kendisini aradım. Bana, ‘Hala Deniz Kuvvetleri emir komutası altında mısın?’ diye sordu. ‘O nasıl soru, tabi ki Deniz Kuvvetleri emir komutasındayım.’ şeklinde cevap verdim. Tüm birliklerde her türlü tedbiri almamı, en güvendiğim adamlardan iki SAS timi hazırlamamı söyledi. ‘Anlaşıldı komutanım’ dedim. Emrim altındakilere gerekli talimatları verdim. SAS Bölük Komutanlığı nöbetçi subayını aradım. Bir problem olup olmadığını sordum. Asayişin berkemal olduğu yanıtını aldım. Gece yarısını biraz geçince Kurtarma ve Su Altı Komutanlığından ayrılıp, yanımdaki birkaç subayla ara yollardan SAS Bölük Komutanlığı’na intikal ettik. Saat 01.00 sularında Riva’ya vardık. Cephaneliğin ve hafif silah ambarının durumu hakkında bilgi aldım. Birliğe gelen personelin listesinin hazırlanmasını emrettim. Şükrü Korlu’yu arayıp, önce bir SAS timi göndereceğimi, ikinci timi hazırladığımı söyledim. Korlu bana ikinci time gerek kalmadığını beyan etti. SAS timi astsubaylarının, SAS’ın 2 girişi ile cephaneliğe, askerlerle birlikte nöbet tutmaları talimatı verdim. Bunların yanı sıra 4 kişilik ani reaksiyon timi de hazırlanmasını ve tüm personele ulaşılmasını emrettim. Birliğe 32 civarında personel intikal etti. Birçok personel arayıp, yolların kapalı olduğundan birliğe ulaşmakta sıkıntı çektiğini söylüyorlardı. Gelemeyen personelin eve dönüp kendilerini emniyete almaları için SMS gönderilmesi talimatı verdim."

Kildirli, gece saat 02.00 sularında, birliğe 2 km mesafede bulunan Riva’daki köye, sivil şekilde 2 astsubay gönderdiğini, bunu SAS Bölük Komutanlığı’nın emniyette olduğunu, birliğe karşı herhangi bir tehlikenin bulunup bulunmadığını öğrenmek için yaptığını söyledi.

Köylüden ve köy muhtarından, herhangi bir sorun olmadığı yönünde bilgi alındığını dile getiren Kildirli, "Saat 03.30 gibi bütün personelden haber alındığı bilgisine ulaştım. Ancak ben binbaşı Hakan Egemen’e ulaşamıyordum. Kendisini 2 kez aradım, açmadı. Sabaha kadar gelişmeleri takip ettim. Ayırca Saat 01.00 gibi Kasımpaşa’ya hareket eden SAS timi, 03.00 gibi Kuzey Deniz Saha Komutanlığı’na ulaştıklarına ilişkin bilgi verdi." dedi.

- Sanık avukatı, tanığın salonda dinlenilmesini istedi

Tanığın ifadesine devam ettiği sırada, sanık avukatlarından İbrahim Burak Eskici söz aldı.

Tanığın SEGBİS görüntüsünün net olmadığını söyleyen Eskici, "Görüntü net değil, tanık kameraya uzak mesafede ve karanlıkta duruyor. İfade verirken bazı şeyleri unutuyor ve olay günü geçmiş zamanlı bilgileri sonradan veriyor. Önünde notlar ve ilk aşamada verdiği ifadesi olabilir. Bunlara bakıp hatırlıyor olabilir. Bu hukuki değildir. Tanık duruşma salonunda dinlenilsin." diye konuştu.

Mahkeme heyeti, talebi değerlendirmek üzere kısa bir ara verdi. Aranın ardından yeniden toplanan heyet, tanığın dinlenilmesinde doğrudan doğruyalık ve yüz yüzelik ilkesine bir aykırılık bulunmadığını, sanıkların oturduğu bölümün önünde bulunan küçük ekrandaki görüntünün net olduğunu, salonda bulunan perdelerdeki görüntülerin, teknik aksaklık nedeniyle net olmadığını belirterek, sanık avukatının talebini reddetti.


- 15 Temmuz sabahı izin almış

Daha sonra ifadesini sürdüren tanık Kildirli, 16 Temmuz sabahına kadar gelişmeleri takip ettiğini dile getirerek, "Sabah birlikteki personeli, kahvaltılık malzemeleri alması için Riva’ya gönderdim. Personel malzemeleri alıp geldi. Yüzbaşı Barış Uğurlu ve Erhan Atasoy benim yanıma gelip, Hakan Egemen’i Riva’da gördüklerini söylediler. Hakan Egemen 15 Temmuz sabahı bana WhatsApp'tan, ‘Komutanım, valide düşmüş kalça kemiğini kırmış, müsaadenizle Ankara’ya gitmek durumundayım.’ yazmıştı. Ben de geçmiş olsun dileğimi iletmiştim. Kendisini Ankara’da bildiğim için, 16 Temmuz sabahı Riva’da görülmesine şaşırdım. Hemen kendisini aradım. Riva’da görüldüğünü öğrendiğimi söyledim. Aracının arıza yaptığını ve tamire verdiğini, Riva’da bir akrabasının yanında kaldığını söyledi." ifadelerini kullandı.

- "Atatürkçü bir subayım"

SAS Grup Komutanlığı’ndan saat 14.00 sıralarında eve gitmek için ayrıldığını kaydeden Kildirli, şunları söyledi:

"İzinde olan, Bodrum’da bulunduğunu bildiğim İlhan Öcalan aradı. Kurtarma Su Altı Komutanlığı’nda olduğunu söyledi. Kendisine durumu arz etmek üzere yanına gittim. Bu sırada Turan Ecevit beni arayarak, Hakan Egemen’in şahsi çantasının SAT Komutanlığı Keçilik’te bulunduğunu bildirdi. Derhal Egemen’e ulaşıp onu zapt altına almamızı iletti. Bu hususu Öcalan’a arz ettim. Egemen’i tekrar aradım. Tamircide işinin uzadığını söyledi. Ben de SAS’a değil Kurtarma ve Su Altı Komutanlığı’na gelmesini istedim. Bana telefonda, 'Komutanım son zamanlarda size söylediğim şeyler doğru değil ama ben Atatürkçü bir subayım. Atatürk ilke ve inkılaplarından hiçbir zaman ayrılmadım. Ne yaptıysam vatanım için yaptım.' dedi. Ne yaptıysa açıkça söylemesini istedim. Yüz yüze anlatacağını söyledi. Sonradan tekrar irtibat kurduk, akşam üstü eşinin memleketten geleceğini, onu karşılaması gerektiğinden pazar günü birliğe dönebileceğini bildirdi. Ben Öcalan ile görüşmemi bildirip eve gittim.”

- “Deniz Kuvvetleri’nden bir amiralden görev aldım”

Kildirli,17 Temmuz 2016’da saat 12.00’de dünkü duruşmada tanık olarak dinlenilen ve olay tarihinde yarbay olan albay Murat Meyvacı’nın kendisini arayarak Hakan Egemen’in Kurtarma ve Su Altı Komutanlığı’na geldiğini bildirdiğini anlattı.

İlhan Öcalan ile birliğe gittiklerine değinen Kildirli, şunları kaydetti:

"Komutanlıkta, ben, Murat Meyvacı, Olcay Süzenler ve İlhan Öcalan bir odadaydık. Egemen’den yaptıklarını anlatmasını istedik. Bize, '11-12 Temmuz’da Genelkurmay’dan bir general tarafından arandım. Özel ve gizli bir görevim olacağı ve bazı komutanları koruma görevi verileceği söylendi.' dedi. Bu emir-komuta zincirine aykırı bir görüşmedir. Biz şu ana kadar hiç Genelkurmay’dan ve Deniz Kuvvetleri’nden böyle bir görev almadık. Egemen, birkaç gün sonra Deniz Kuvvetleri’nden bir amiralden görev aldığını, bu konuyu komutanlarına dahi söylememesinin emredildiğini söyledi. Öcalan, buna karşılık, ’Sen hiç böyle bir görevlendirme yapıldığını gördün mü?’ diye sordu. Egemen, çok gizli görev olduğunu söyledi. Beykoz’daki hafif silahlıktan silah almak için Nihat Çengel’i görevlendirdiğini ifade etti. Bunun üzerine Meyvacı, 'Sen benim personelime nasıl görev verirsin?’ dedi. Egemen, ‘Siz Nihat Çengel’i kumanda edemezsiniz ama ben ederim’ dedi. Ancak Egemen ve Çengel arasında yetki-koruma ilişkisi yoktu.

Egemen ile bir saat konuştuk ama bir sonuca varamadık. Silahların nerede olduğunu sorduk. Kendisi birliğe gelmeden önce sayım emri verilmişti. Gerçek silah olması gereken sandıklarda, gerçeğiyle aynı ağırlıkta olan tahta ya da mavi plastikten eğitim yardım silahları çıktı. Egemen ile bir sonucu varılamayınca, Öcalan Kuzey Deniz Saha Komutanını arayıp durumu bildirdi. Komutan askeri savcıyı görevlendirdi. Askeri savcıyla, cumhuriyet savcısı birliğe geldi. Soruşturmayı devraldılar."

- "Bir grup silahı Riva’da bir araziye gömdüklerini itiraf etmiş"

İzmir Uzunada’da ik SAS timleri olduğunu ve oradan da çeşitli bahanelerle izin alan personelin bulunduğunu öğrendiğini aktaran Kildirli, "Bu kişilerin listesinin tutanak haline getirilip bana fakslanmasını istedim. Listede, 12,13 ve 14 Temmuz 2016’da bazı personellerin çeşitli bahanelerle İstanbul’a geldiklerini öğrendim. Kimisi 'Annem rahatsız' demiş, kimisi 'Eşimin düşük tehlikesi var' demiş. Bu kişilerden Cafer Saraç’ın evi Riva’daydı. İki binbaşı görevlendirip, Saraç’ı SAS’a göreve çağırmalarını bildirdim. Saraç, binbaşılara, bir grup silahı Riva’da bir araziye gömdüklerini itiraf etmiş. Bu mevkiyi öğrenip savcılara bildirdim. Saat 19.30’da emniyetten olay yeri inceleme timi Saraç’ı beraberine alarak araziye gitti. Silahlar çıkarıldı ve makineli tüfek ve diğer silahlar delil poşetleri içinde birliğe getirildi. Egemen ve Saraç, ifadeleri alınırken, defalarca değiştirdiler. Bu süreçte sorgulananlar suçlarını kabul ederken, Saraç ve Egemen ifadelerine imza atmaktan hep imtina ettiler. 17 Temmuz’u 18’ine bağlayan gece Hakan Egemen, Cafer Saraç ve İrfan Kılıç’ı polise teslim ettik. Ertesi gün öğle yemeğinden sonra tüm personeli toplayıp, bu 3 kişinin darbe teşebbüsünde yer aldıklarını açıkladım. Darbe girişimi öncesi bu kişilerden emir alan olup olmadığını, böyle bir şey varsa gelip bize söylemelerini bildirdim. Sonrasında gelip isimler veren oldu, bunları da ilgili yerlere ilettik." şeklinde konuştu.

Kildirli, 20 gün kadar sonra Karadeniz Bölge Komutanlığı’na atamasının yapıldığını ifade etti.

Tanığın ifadesini tamamlamasının ardından sorulara geçildi.

Cumhurbaşkanlığını temsilen duruşmada yer alan avukat Necip Kibar, söz alarak, tanık Kildirli’ye, "Hakan Egemen, telefonda size, 'Son zamanlarda size söylediğim şeyler doğru değildi. Ben Atatürkçü bir subayım' der. Size son zamanlarda söylediği şey neydi?” diye sordu.

Kildirli, "15 Temmuz sabahında annesinin kalça kemiğinin kırılmasını söyleyerek mazeret izni istemesi, Riva’da arabasının bozulması, akrabasında kalması gibi şeyleri kastettiğini düşünüyorum. Hatırlarsanız sözde sıkıyönetim mesajını okuduğunuzda ilk etapta sanki Atatürkçü bir düşünceyle yazılmış gibiydi. Egemen bana, Atatürk ilke ve inkılaplarından hiçbir zaman ayrılmadım demişti." dedi.


- "'Yok öyle demedim şöyle dedim' diye ifadesini değiştirtiyordu"

Avukat Kibar, bu kez, "İdari tahkikat için ifade alırken, sanıklara herhangi bir zorlamada bulundunuz mu? Sanıklardan Hakan Egemen’in ifadesine imza atmamasının sebebi neydi?" diye sordu.

Kildirli, sanıklara kötü bir muamelede bulunmadıklarını, kendi iradeleriyle ifade verdiklerini belirterek, Egemen için şunları söyledi:

"İfadesi 2 sayfaydı. İfadeyi yazıyorduk, tam imzalanacaktı, ‘Yok öyle demedim, şöyle dedim’ diye ifadesini değiştirtiyordu. En sonunda savcılar ‘İmzalıyorsan imzala, imzalamıyorsan imzalama. İmzadan imtina etti diye not düşeriz’ dedi. Ayrıca bizim idari tahkikat heyeti ifadeleri aldıktan sonra, askeri savcı tekrar katibiyle birlikte ifade aldı. Sonra her bir kişinin ifadesini kapalı zarf yaparak bize bıraktı. Hepsi bu şekilde cereyan etti. Bu husus askeri savcıya da sorulabilir. Herhangi bir darp, zorlama, işkence gibi bir husus gerçekleşmedi."

Daha sonra sanıklar, tanığa sorular yöneltti. Tutuklu sanık Hakan Egemen, "Murat Meyvacı ile birlikte tutanak altına aldığınız bir imza var. Cep telefonumu subay salonunda rızam haricinde almanıza rağmen rızamla size teslim etmişim gibi tutanak tanzim etmişsiniz. Size rızamla mı verdim, zorla mı aldınız? Telefonumu elimden aldıktan sonra, 'Geri verin' dedim mi?" sorusunu yöneltti. Tanık Kildirli, böyle bir durum olmadığını beyan etti.

Öte yandan tanığa, iki saate yakın süre soru soran Egemen, mahkeme başkanı tarafından kendiyle alakalı soru yöneltmesi, yoruma dayalı soru sormaması ve gelen cevaplara göre yorum yapmaması yönünde sık sık uyarıldı.

Egemen, tanığa soru sorduğu sırada, yine alakasız soru sorduğu şeklinde mahkeme başkanı tarafından uyarılınca, "Kimse benim Atatürkçülüğümü sorgulayamaz. Benim FETÖ’cü olmadığım hususunda emniyetten gelen yazı vardır. Böyle bir imada bulunmayı dahi herkesten men ederim." İfadesini kullandı.

Egemen, tanığa bilgi edinme dışında yorumlanabilecek sorular sorması üzerine mahkeme başkanı tarafından, son sorularını sorması yönünde uyarılınca, "Uygun sorular sorarak, maddi gerçeği ortaya çıkarmaya çalışıyorum. Buna engel oluyorsunuz. Kayıtlara geçmesi açısından buradan belirtmek isterim." dedi.

Diğer sanıkların da sorularını yanıtladıktan sonra söz alan tanık Kildirci, "Bugüne kadar giydiğim üniformama leke sürmedim. bu akşam görüyorum ki sanıkların bir kısmı beni darbeye teşebbüs emri vermekle itham ediyor. Bu hususta şikayetçi olduğumu belirtmek isterim." ifadesini kullandı.

Duruşmaya yarın tanık beyanlarının alınmasıyla devam edilecek.

Yorumlar